Posts Tagged ‘İbn Sina’

PHİLİP K. HİTTİ – ARAP TARİHİNİN MİMARLARI

Mart 12, 2009

PHİLİP K. HİTTİ – ARAP TARİHİNİN MİMARLARI

Kitap Adı: ARAP TARİHİNİN MİMARLARI
Yazar Adı: Philip K. HİTTİ
Çeviren: Ali ZENGİN
Yayın Evi: Risale Yayınları
Tarih – Baskı – Sayfa Sayısı: 1995 – 1. Baskı – 312 Sayfa

Arka Kapak Yazısı:

Bu eser İslam-Arap tarihinin dini, siyasi ve kültürel hareketliliklerine öncülük eden şahsiyetleri ve İslam tarihine katkılarını ele almaktadır.

Konunun uzmanı ve otoritesi olan Hitti, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.)’den başlayıp İbni Haldun’a kadar uzanan bir çizgide onüç şahsiyeti tanıtırken aynı zamanda İslam tarihinin siyasi ve entellektüel gelişimini de özetlemektedir.

Kitabı Okurken Altını Çizdiğim Yerler:

634 Ağustosunda Ebu Bekir’in, ondan önce de Muhammed’in (s.a.) dünyadan ayrılışları İslam sahnesinde önde giden iki aksiyoncu olarak Ömer’le, Halid İbn el-Velid’i bıraktı. İsmini bile bilemediğimiz bir açılış töreninde Ömer şöyle bir beyanatta bulundu:

“Şunu unutmayın ki ey halk, aranızda en kuvvetli ve en vasıflı ve en muktedir bir kimse olarak farz edildiğim ve tüm işlerinizi yüyütebileceğim düşüncesiyle üzerinize emir olarak getirildim…”

Daha sonra onun ikinci düşüncesi olarak da Allah’a şöyle dua ettiğini duyuyoruz:

“Ey Allahım, ben asabi ve sertim, beni yumuşat. Ben zayıfım, beni güçlendir. Ben cimriyim, bana cömertlik bahşet.”

Daha önceki konuşmalarından birine dönerek bu Halifenin hayatının dinamik bir safhasında, o zamanki inancına bir göz atıyoruz. Teslise mi, Muhammed’e mi yoksa nefsine mi inanmalıydı? O zaman fiziki cesareti ve üstün zeka yeteneği sebeiyle nefsine güvendiği ve ona inandığı ortaya çıkıyor. Kalpten Allah’a inancı İslamı kabulünden sonra meydana gelmiştir. İslamı kabulü ise Peygamber’in (s.a.) onu kabul edişinden sonra olmuştur. Fakat onun nefsine güveni Allah’a inancından sonra sona ermiştir. Bir hiddet halinde, kendine zulmeden bir zalime karşı yardım talebeden bir Bedeviyi kamçıladığı ve sonra bu Bedeviye kendisinden intikamını almasını emrettiği halde, Bedevi bunu reddedince Ömer’in kendi yaptığı şu konuşmayı dinleyin:

“Ey Hattab’ın oğlu, sen mevkice aşağıydın, Allah seni yükseltti. Yolunu kaybetmiştin, Allah sana rehberlik etti. Zayıftın, Allah seni güçlendirdi. Aynı zamanda seni halkın üzerine hükümdar yaptı. Biri senden yardım talebiyle geldiğinde onu dövmeyecektin. Kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıktığın zaman ona karşı ne söleyeceksin?”(1)

(1) İbnü’l-Esir, el-Kamil’den, Hitti, History of Arabs, s. 176 Sayfa 40 – 41 & 55

Hz. Ömer’in İslam yasasına vukufu üstündü ve onun adalet duygusu oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştı. O, bir defasında adalet idealini şu şekilde ifade etmiştir: “Allah’a yemin ederim ki, aramızda en zayıf olan kimse, haklar ona teslim edilinceye kadar benim gözümde en kuvvetlidir ve aramızda en güçlü görünen kimse de İslamın yasalarına boyun eğinceye kadar en zayıf bir kimse olarak benden muamele görecektir.”

O, bu idealini uyguladı. Suriye’de Gasani devleti yıkıldığı zaman onun son hanedanı Cebele İbn el-Eyham İslama girdi ve Mekke’ye hacca gitti. Bu zat Kabe’nin etrafını dolaşırken bir bedevil, onun elbisesine bastı ve yüzüne bir tokat yedi. Halife misilleme olarak Bedevininde ona bir tokat atması gerektiğini emretti. Böylece şoka uğrayan bu yeni müslümanlığa dönmüş insan, İslamın sosyal adaletine dayanamayıp ona sırtını çevirdi ve tekrar eski dinine döndü.

Hz. Ömer’in oğlu Abdurrahman’ın durumu bundan daha trajik oldu. O. Mısırda sarhoş olarak yakalandı. Mısır valise Amr ona hakettiğinden daha az bir ceza verdi. Halife Ömer, onun ülkeye getirilip, genç oğlunun hastalık mazereti göstermesine rağmen İslam yasasının emrettiği sayıda halk önünde kamçılanmasını emretti. Sayfa 53 – 54

Tartışma esnasında her ne zaman bir muhalifle karşılaşsam içimdem Allah’a şöyle dua ederim. “Ey Rabbim bu insanın kalbinden ve dilinden gerçeğin dökülmesi için ona yardım et. Eğer gerçek benim tarafımdaysa onu bana tabi kıl, yok eğer geçek onun tarafındaysa beni ona tabi kıl” El-Şafii Sayfa 201

Kitapta İncelenen Şahsiyetler:

I. BÖLÜM
Dini ve Politik Şahsiyetler
Din, Cemaat ve Devlet Üçlüsünün Kurucusu: Muhammed (s.a.)
İslam İmparatorluğunun kurucusu: Ömer İbn’ül-Hattab
Arap İmparatorluğunun Mimarı: Muaviye
Avrupadaki Arap Tarihinin Mimarı: Abdurrahman I
İslamın Akılcı ve Entellektüel Uyarıcısı: El-Me’mun
Afrika Fatimi İmparatorluğunun Kurucusu: Ubeydullah El-Mehdi
Haçlı Savaşlarının Kahramanı: Salahaddin Eyyubi

II. BÖLÜM
Fikri ve Entellektüel Şahsiyetler
İslamiyetin En Büyük İlahiyatçısı: El-Gazali
İslam Hukuk İlminin Kurucusu: İmam Şafi
Arap Filozofu: El-Kindi
Hekim ve Filozofların Prensi: İbn Sina
Büyük Şarih: İbn Rüşd
İlk Tarih Filozofu: İbn Haldun

Benim Yorumlarım:

Kitabın adı Arap Tarihini Mimarları olsada isimlerdende anlaşılacağı gibi aslında İslam tarihinden bahsedilmekte. İslam Tarihinden Avrupada bir dönem Arap bir dönem de Türk tarihi olarak bahsedilmesi kitabın adında etkili olmuş sanırım.

Her şahsiyet için yaklaşık 22 sayfa ayrılmış. 22 sayfa fakat yazar kişileri çok kapsamlı olarak anlatmış. İcarratlarından fikirlerine seyahatlarından aile yaşantısına kadar birçok konuda bilgiler vermiş.

DOÇ. DR. İLHAN KUTLUER – AKIL VE İTİKAD KELAM-FELSEFE İLİŞKİLERİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR

Mart 12, 2009

DOÇ. DR. İLHAN KUTLUER – AKIL VE İTİKAD KELAM-FELSEFE İLİŞKİLERİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR (*)

Kitap Adı: Akıl ve İtikad kelam-felsefe ilişkileri üzerine araştırmalar.
Yazar Adı: Doç. Dr. İlhan KUTLUER
Yayın Evi: İz Yaynıncılık
Tarih – Baskı – Sayfa Sayısı: İstanbul 1998 – 2. Baskı – 270 Sayfa

Arka Kapak Yazısı:

Bu kitap, “İslam Düşüncesi Tarihi” sahasında incelemelerde bulunmayı anlamlı sayan aziz okurların ilgi, görüş ve tenkidlerine arzedilmiştir. Müellif, bu kitapta derlediği araştırmalarıyla muhteşem düşünce mirasımızı yeniden keşfetmeye yönelik çabalara, mütevazi bir katkı sağlamak istemektedir. Ele alınan konular hususen kelam-felsfe ilişkileri hakkında fikir verici özellikte olup, klasik düşünce geleneğimizdeki akıl/itikad örgüsünün tipik ve belirgin desenlerini mukayeseli tarzda sergilemektedir.

Kitabı Okurken Aldığım Notlar:

(*) Altı makaleden oluşan bu kitapta sadece makalelerin isimlerini verip kısaca makalelerin içeriğine değineceğim. Herhangibir alıntı yapmayacağım. Kitap ağır bir dille yazılmış. Okurken sözlük gerekebilir.

1. İslam Heresiografi Tarihinden: İbnü’r-Ravendi’nin Bir “Mülhid” ve “Dehri” olarak Portresi

Bu makalede İbnü’r-Ravendi’nin dehri (felsefi ya da dini görüşleri nedeniyle dinden sapmış) olarak suçlanması ve bu bağlamda İslam tarihinde dehri olarak suçlanan akımlar incelenmekte. Makalenin ilk kısımları İslam dünyasında bu bağlamdaki tartışmaları özetliyor ve akımların, kişilerin tavırlarını ve ilişkilerini güzel bir şekilde anlatıyor. Daha sonrada İbnü’r-Ravendi’nin neden dehri olarak görüldüğü ve bu görüşün doğru olkup olmadığı anlatılıyor.

2. Berahime’den İbn Sina’ya: Nübüvvetin İnkar ve İsbatı:

Makalenin başında nübüvveti inkar eden akımlar hakkında bilgiler var. Daha sonra özel olarak Berahime akımı anlatılıyor. Sonra Farabi’den Fazlurrahman’a kadar nübüvvetle ilgili bazı kişilerin görüşleri var. En son kısımda İbn Sina’nın nübüvvet hakkındaki görüşleri ve Berahime2ye cevapları var.

3. Hayy ve Kamil: İki ‘Otodidakt’ın’ Serüveni

İbn Tufeyl’in Hayy b. Yakzan ve İbnü-n-Nefs’in Kamil adlı ıssız adada kendi kendine Allah’ı (c.c) bulan karakterlerinin anlatıldığı makalede iki eserde ayrı ayrı hem karakterler bazında hem de felsefi bazda incelenmiş. Makalenin sonunda iki karakterin mukayesesi var.

4. Teolojinin Dört Terimi: Gaye, Nizam, İnayet, Hikmet

Bu makalede Gaye, Nizam, İnayet, Hikmet terimleri Gazzali, İbn Sina, İbn Teymiyye ve İbn Rüşd gibi isimler etrafında incelenmiş ve bu isimlerin birbirlerine yönelttikleri eleştirilerede yer verilmiş.

5. Tabiat Boşluktan Nefret Eder mi? Hala Kavramı Etrafında Kelam-Felsefe münakaşaları

6. Bir Bürokratın Gözüyle Kelam ve Felsefe

Bu makalede Mefatihu’l-ulum eserinin yazarı olan Harizmi’nin hayatı anlatılmış, felsefe ve kelam hakkındaki görüşleri incelenmiş. Ayrıca Mefatihu’l-ulum adlı eseri hakkında bir çok bilgi verilmiş.