ALİ ŞERİATİ – İSLAM EKONOMİSİ ( İKTİSAT SOSYOLOJİSİ SERİSİ -2- )
Kitap Adı: İSLAM EKONOMİSİ ( İKTİSAT SOSYOLOJİSİ SERİSİ -2- )
Yazar: Ali ŞERİATİ
Yayın Evi: Dünya Yayınları
Tarih – Baskı – Sayfa: Haziran 2004 – 1. Baskı – 207 sayfa
Çeviren: Kenan ÇAMURCU
Arka Kapak Yazısı:
İnsan bu ‘insanbilim’de Allah’ın dünyadaki temsilcisi ve yeryüzündeki O’nun yerine geçendir. Bundan dolayı insan ‘olması’ ve mahiyetinin oluşması serüveninden ibaret bulunan insanın tarihi raslantı, olayların oluşturduğu, macera peşindekilerin oyuncağı, boşuna, anlamsız, sonuçsuz ve belirsiz olamaz…
Mülkiyet Allah’a aittir. Ama realite açısından (nesnel) kimin elinde olmalıdır? Açıktır ki, Allah’ın temsilcisi halktır. Dolayısıyla Allah’a ait olan gerçek mülkiyet pratik hayatta halka aittir. Nitekim “Allah’ın Evi”, “Allah’ın Malı”, “Allah yoluna infak” ve sosyal, genel
mülkiyetle ilgili şeylerin tamamı, İslam’da, Allah nedeniyle, Allah için ve Allah’a ait olan mallar, eşyalar ve davranışlar olarak tanımlanır.
Kitabı Okurken Altını Çizdiğim Bölümler ve Aldığım Notlar:
Örneğin Tahran’ın havasında iki ila yirmi ton arasında kurşun atmosphere yayılıyor; böyle bir atmosferde bireye kirli havayı solumaması emrini vermek, realiteden uzak, pratiği olmayan ve hedefi saptıran idealist bir emirdir. Bazen en yüce görev, uyuşturucu haline gelebilir ve hedeften sapmaya yol açabilir. Hangi hedeften? Bu havayı temizlemek için çaba sarfetme hedefinden. Yoksa herkes kendisinin soluyacağı küçük bir atmosfer hazırlama peşine düşer; hazırladığında rahatlar ve bu rahatlık onu, değişim yönündeki sosyal sorumluluğundan uzaklaştırır, uyuşturur, bu duruma razı hale getirir. Eğer bu hal gelişme kaydeder, biz müslümanlar sermaye birikimi ve gelişme sağlamaz, makine ve fabrika sahibi olmazsak piyasanın geri kalmış burjuvazisinin en değersiz ( sokağımızın başında bulunan tuhafiyecinin başındaki takke türünden ) parçası haline geliriz. Sonra üretim, ekonomi, sermayedarlık ve tüm maddi imkanlar düşmanımızın eline geçer ve bu düşünce, inanç ve dine mensup olan topluluk, toplumun tüm maddi ve ekonomik imkanlarından yoksun kalır. Sayfa 19
* ) Kimi mü’minler, Habil ve Kabil’in nikahlarını Şer’I kılmak için insanlığı haram doğumdan temizlemek üzere yeni çözüm yolları bulmuşlardır, ama ne yazık ki artık çok geç olmuş ve iş işten geçmiştir! Yine de bu mü’minlerin duyarlılığı, bu büyük ve yaşamsal sorunun çözümü için sarfettikleri çabalar, sorumluluk duygusu ve insanlığın, özellikle de müslüman toplumun derdini paylaşmaları takdire değerdir. Sayfa 47
Kur’an’ın üslubu şöyledir: Tarihten bazı şahsiyetleri nesnel olarak çeker ( yaratan yazarların tersine ) sonar geneli kapsamak üzere ve her zaman varolan bir tip sınıfın temsilcisi olarak açıklar. Sayfa 56
Tarih boyunca gördüğümüz, mabet, saray ve dükkanın bir super market ( her üçü ) oluşturduğudur. İnsanlık, insane, halk, bütün hak dinler ve hak hareketler bu üç boyutlu ve üç şubeli Karun’un kurbanı olmuşlardır; bu, teslistir, ( üçlem ) Sayfa 57
* ) İnfak, şuna üç kuruş, bu dilenciye bir miktar kömür vermektir. ‘Nafeka’ kökünden ‘boşluk’ anlamına gelmektedir. İnfak etmeyenler boşluğu doldurmayanlardır. Hangi boşluğu doldurmamaktadır sınıfsal boşluğu ve sosyal aralığı evlerine yığdıkları servetleriyle doldurmamaktadırlar. Sayfa 58
Rehberleri, yetkilileri ve memurları fakir olan bir toplum varlıklı ve servet sahibi bir toplumdur. Fakir toplum ise, sermayedar ve servet sahibi rehber ve yetkilileri, hiçbir şeyi olmayan fakir bir halkı bulunan toplumdur. Sayfa 168
Bugün ‘kağıt para’ para değildir ama köle maldır! Sayfa 199